![]() |
| Sert tutumlarıyla ABD-İran müzakerelerinde manevra alanı oldukça kısıtlı kalmaya devam ediyor. (Kaynak: Getty Image) |
Son günlerde İran, nükleer programı ve Hürmüz Boğazı konusunda defalarca "kırmızı çizgiler" çizerek, Tahran'ın müzakereye hazır olduğunu ancak temel çıkarları konusunda taviz vermeyeceğini belirtti.
Bu ayın başlarında İran, Pakistan aracılığıyla ABD'ye 14 maddelik bir öneri sundu; Tahran bunu gelecekteki müzakereler için hayati bir çerçeve olarak değerlendiriyor. Öneride, ABD'nin İran ve müttefiklerine karşı askeri operasyonlarını durdurması; deniz ablukasını kaldırması; İran'ı çevreleyen bölgelerden güçlerini çekmesi; dondurulmuş varlıkları serbest bırakması ve ekonomik yaptırımları kaldırması talep ediliyor.
Ancak bu teklifte İran'ın nükleer programından vazgeçmesi veya uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya alması söz konusu değil. Tahran ayrıca ABD ile nihai bir anlaşmaya varmadan önce Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmayı da taahhüt etmiyor. Bu durum, İran'ın en başından itibaren "tavizlere sınırlar koyduğunu" ve nükleer silahları ve Hürmüz Boğazı'nı koşulsuz olarak takas edilemeyecek iki stratejik çıkar olarak gördüğünü gösteriyor.
Hemen ardından İranlı liderler, "kırmızı çizgileri" güçlendirmek için sert bir dil kullanmaya devam ettiler. 7-8 Mayıs'ta İran, Batı medyasından bir anlaşmaya varılabileceğine dair haberleri reddetmeye devam etti. 11-12 Mayıs'ta İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bağher Ghalibaf, 14 maddelik öneriyi ABD ile gerilimleri çözmenin "tek temeli" olarak nitelendirdi ve bu çerçevenin dışındaki herhangi bir seçeneğin "başarı şansı olmadığını" belirtti.
Ancak İran, 18-19 Mayıs tarihlerinde ABD'den gelen geri bildirimlere dayanarak içeriğini revize ettiği 14 maddelik önerisinin yeni bir versiyonunu Pakistan aracılığıyla göndererek bir miktar esneklik gösterdi. İran medyasına göre, Washington'un müzakereler sırasında bazı petrol yaptırımlarını geçici olarak hafifletme olasılığını değerlendirdiği düşünülüyor.
Ancak, iki taraf arasındaki temel anlaşmazlıklar, özellikle de ABD'nin İran'dan uranyum zenginleştirmeyi durdurmasını ve yaptırımların kaldırılması karşılığında Hürmüz Boğazı'nı tamamen yeniden açmasını talep etmesi, çözümsüz kalmaya devam ediyor. Bu arada Tahran, mevcut müzakerelerin yalnızca çatışmayı sona erdirmeye ve askeri baskıyı azaltmaya odaklanması gerektiğini, nükleer meselenin ise daha sonraki bir aşamada ele alınması gerektiğini ısrarla savunuyor.
Yukarıdaki gelişmeler ışığında, önümüzdeki dönemde çatışmanın seyri şu şekilde görülebilir:
Öncelikle, kısa vadede çatışmanın gergin ancak kontrol altında kalması muhtemeldir. Her iki taraf da askeri baskıyı sürdürecek ve nüfuz için rekabet edecek, ancak hepsi büyük ölçekli doğrudan çatışmadan kaçınmaya çalışacaktır.
İkinci olarak, Hürmüz Boğazı stratejik açıdan en önemli noktalardan biri olmaya devam edecektir.
Üçüncüsü, kapsamlı bir anlaşmaya varılma olasılığı oldukça düşük kalmaktadır. İran'ın belirlediği "kırmızı çizgiler" uzlaşma alanını önemli ölçüde daraltırken, ABD ve İsrail hala İran'ın nükleer yeteneklerini sınırlamayı stratejik bir öncelik olarak görmektedir.
Özetle, İran'ın 14 maddelik öneriyi tekrar tekrar değiştirmesi ve sunması, Tahran'ın ABD ile müzakere kanalını sürdürmek istediğini, aynı zamanda nükleer programı ve Hürmüz Boğazı ile ilgili stratejik çıkarlarını kararlılıkla savunduğunu göstermektedir.
Önümüzdeki dönemde, tüm taraflar temel çıkarlarını korumaya çalışırken gerilimlerin tam teşekküllü bir bölgesel çatışmaya dönüşmesini önlemeye gayret edecekleri için, çatışmanın muhtemelen çatışmacı ancak ölçülü bir şekilde devam etmesi bekleniyor.
Kaynak: https://baoquocte.vn/my-iran-khoang-trong-nao-cho-dam-phan-395589.html












Yorum (0)