![]() |
| Öğretmen yetiştirme programlarına yönelik tercih sıralamasının sıkılaştırılması gerekli bir düzenlemedir. (Örnek görsel) |
Öğretmen yetiştirme, nihai "ürünü" insan olduğu için benzersiz bir alandır. Bu nedenle, giriş şartları sadece puanlara değil, aynı zamanda tutuma ve mesleğe olan bağlılığa da dayanmaktadır. Bununla birlikte, uzun yıllardır adayların öğretmen yetiştirmeyi 10., 15. hatta 20. tercihleri olarak sıralamaları yaygın bir durum olmuştur.
Bu pozisyonlara yerleştirildiklerinde, öğretmenlik seçiminin çoğu zaman kürsüye çıkma arzusundan değil, daha çok üniversite giriş sınavlarında başarısız olmaktan kaçınmak veya öğrenim ve yaşam gideri destek politikalarından yararlanmak amacıyla yapıldığı görülmektedir. Sonuç olarak, öğrencilerin bir kısmı üniversiteye geçici bir zihniyetle girer ve uzun vadeli bağlılık için motivasyondan yoksun kalır.
Öğretmenlik eğitimini en çok tercih edilen beş meslekle sınırlamak, adayların önceliklerini açıkça göstermelerini zorunlu kılar. Öğretmen olmak isteyen adayların, başvuru listelerinde bu seçeneğe önemli bir yer vermeleri gerekir. Aksine, eğer bunu sadece yedek bir seçenek olarak görürlerse, kabul edilme şansları önemli ölçüde azalacaktır. Bu yaklaşım, kariyer seçimlerinde esasen psikolojik bir "filtre" oluşturur.
2026 yılında başvuru sayısının en fazla 15 olduğu göz önüne alındığında, ilk 5 pozisyonun öğretmen yetiştirme programlarına ayrılması, başvuru sahiplerini başvurmadan önce tercihlerini dikkatlice değerlendirmeye zorlamaktadır. Bu durum, öğretmen yetiştirme kurumlarına, gerçekten net bir kariyer yönelimine sahip öğrencileri işe alma şansını artırmaktadır.
Yeni düzenlemeler adaylar üzerinde de bir baskı oluşturuyor. Daha önce birçok öğrenci ekonomi ve teknoloji gibi "popüler" bölümlere başvururken, eğitimi ikinci bir seçenek olarak güvenli bir tercih olarak görüyordu. Yeni düzenlemelerle birlikte bu seçim artık uygun olmayacak.
Bu nedenle, ortaokul düzeyindeki kariyer rehberliğinin daha pratik olması gerekiyor. Öğrenciler, planlamaya sınav sonuçları açıklanana kadar beklemek yerine, yeteneklerini, ilgi alanlarını ve kariyer özelliklerini anlamalı ve daha sonra önceliklerini belirlemelidirler.
Başka bir açıdan bakıldığında, bu düzenleme gerçekten öğretmen olmak isteyen adayların haklarını korumaya da yardımcı oluyor. "Yedek" başvuru sayısının azalmasıyla, geçme puanları eğitim ihtiyaçlarını ve alana olan ilgiyi daha doğru bir şekilde yansıtacaktır. Öğretmen yetiştirme kolejleri daha sonra net kariyer motivasyonlarına sahip öğrencileri seçme fırsatına sahip olacaktır.
Bu nedenle, öğretmen yetiştirme programlarına yönelik tercih sıralamasının sıkılaştırılması gerekli bir düzenlemedir. Öğretmenlik mesleği, en başından itibaren proaktif ve sorumluluk duygusuyla seçilmelidir. Geleceğin öğretmenleri, öncelikli tercihlerinden kaynaklanan inanç ve kararlılıkla sınıfa girdiklerinde, bu aynı zamanda önümüzdeki yıllarda eğitim kalitesini iyileştirmenin de temelini oluşturur.
Kaynak: https://baothainguyen.vn/giao-duc/202603/dinh-vi-gia-tri-cua-nghe-giao-c3f547f/











