Harabelerden dünyaca ünlü bir tarihi kente.
Yarım yüzyıl önce, Hoi An, ABD'ye karşı direniş savaşı sırasında şiddetli bir savaş alanıydı. Köylerden kasabalara, cesur askerlerden sıradan vatandaşlara kadar herkes cesur bir halk savaşına katkıda bulundu. 28 Mart 1975'te, Hoi An ordusu ve halkı eş zamanlı olarak ayaklanarak düşman kalelerini ele geçirdi ve şehrin tamamını geri aldı. Bu olay, sadece Hoi An halkı için bir gurur kaynağı olmakla kalmayıp, 1975 Bahar zaferine ve ülkenin yeniden birleşmesine de katkıda bulundu.
Yıllarca süren direniş, ardında büyük kayıplar bıraktı. Hoi An o zamanlar harap olmuş, yıkılmıştı; binlerce yaralı asker ve şehit vardı ve savaşın yaraları halkının kalbine derin izler bırakmıştı. Ancak, sarsılmaz bir ruhla, Hoi An yetkilileri ve halkı hızla yeniden yapılanma çalışmalarına girişti ve yavaş yavaş vatanlarını küllerinden yeniden hayata döndürdü.
Turistler Hoai Nehri'nde (Hoi An) fener bırakma etkinliğine katılıyor. (Fotoğraf: Dinh Tang) |
Kurtuluşun ardından geçen günlerde, Hoi An halkı sayısız zorlukla karşı karşıya kaldı: gıda kıtlığı, iş imkanlarının azlığı ve yıkılmış altyapı. İlk yıllarda, Hoi An hükümeti ve halkı, üretimi yeniden canlandırmak ve geçim kaynaklarını istikrara kavuşturmak için bir dizi önlem aldı. Tarlalar ıslah edildi, kooperatifler yavaş yavaş kuruldu ve dokuma ve hasır dokuma gibi geleneksel el sanatları yeniden canlandırılarak halk için iş imkanları yaratıldı.
Hoi An için önemli bir dönüm noktası, ülkenin reform dönemine girdiği 1990'larda yaşandı. Değerli kültürel mirasa sahip antik kentin potansiyelini fark eden Hoi An, sürdürülebilir turizm geliştirme yolunu seçti. Koruma politikası ile ekonomik kalkınmanın birleşimi, Hoi An'ın kademeli olarak dönüşmesine yardımcı oldu. 1999'da UNESCO, Hoi An Antik Kenti'ni Dünya Mirası Alanı olarak tanıyarak bu bölge için yeni bir sayfa açtı.
Hoi An - Sürdürülebilir Kalkınmanın Bir Modeli
Bugün Hoi An, Vietnam'ın en önemli turistik yerlerinden biri olmanın yanı sıra, kültürel değerleri koruma ve tanıtma konusunda da örnek teşkil etmektedir. Şehir her yıl yaklaşık 5 milyon ziyaretçiyi ağırlamakta olup, bunların %70'i uluslararası turisttir. Yosun kaplı çatıları ve zamanın izlerini taşıyan dar sokaklarıyla antik caddeler, karşı konulmaz bir cazibe merkezidir. Fener Festivali, ilk ayın dolunay festivali ve Hoi An Eski Şehir Gecesi gibi geleneksel festivaller düzenli olarak gerçekleştirilmekte ve ziyaretçilerin yerel kültürü daha derinlemesine anlamalarına yardımcı olmaktadır.
Turizmin yanı sıra, Hoi An'ın ekonomisi de önemli bir dönüşüm geçirdi. Savaş sonrası yoksul bir bölge olan şehrin bütçe geliri, 50 yıl öncesine kıyasla bin kat artarak yılda yaklaşık 1.800 milyar VND'ye ulaştı. Özellikle, 2017'den beri Hoi An'da yoksul hane kalmaması, bölgenin kapsamlı kalkınmasının bir kanıtı niteliğindedir.
Turistler Hoi An'ı bisiklet taksiyle keşfediyor. (Fotoğraf: Dinh Tang) |
Ancak, önemli başarılarına rağmen, Hoi An hala birçok zorlukla karşı karşıya. Çok sayıda turistin yarattığı baskı, koruma ve sürdürülebilir kalkınma açısından sorun teşkil ediyor. İklim değişikliği ve yükselen deniz seviyeleri de kıyı bölgelerini ve Hoai Nehri'ni tehdit ediyor. Bu bağlamda, Hoi An ekolojik bir şehir inşa etmeye, çevre kirliliğini en aza indirmeye ve yeşil turizm modellerini teşvik etmeye odaklanıyor.
Devlet aygıtının yeniden yapılandırılması nedeniyle Hoi An'ın artık ilçe düzeyinde bir idari birim olmayacağı dikkate değerdir. Bununla birlikte, Hoi An adı ve bu toprakların kültürel ve tarihi değeri, yalnızca insanların kalplerinde değil, aynı zamanda uluslararası turizm haritasında da sonsuza dek yaşayacaktır.
Kurtuluşun üzerinden geçen 50 yıla baktığımızda, Hoi An'ın muhteşem bir dönüşüm geçirdiğini görüyoruz. Savaşın harap ettiği bir bölgeden, dayanıklılığın ve uyum yeteneğinin bir kanıtı olarak, dünyaca ünlü bir miras kentine dönüştü. Bu başarılar, Hoi An'ın büyümesini sürdürmesi ve Vietnam'ın ve dünyanın en çekici destinasyonlarından biri olarak konumunu koruması için sağlam bir temel oluşturuyor.
Kaynak: https://nhandan.vn/hoi-an-50-nam-hanh-trinh-doi-thay-post868249.html






Yorum (0)