
Yeni bir fizik teorisi, görelilik kuramının temellerini sarsıyor ve ilk kez ek uzaysal boyutlara ihtiyaç duymadan eksiksiz bir kuantum yerçekimi modeli önererek, Einstein'ın yerçekiminin gerçek doğası hakkındaki görüşlerinin yanlış olma olasılığını ortaya koyuyor (Örnek görsel: Getty).
Yakın zamanda yayınlanan bir teorik fizik makalesi, evrenin en büyük gizemlerinden biri olan kuantum kütleçekimini çözme çabalarında bir dönüm noktası yaratıyor.
Orada, bilim insanları ilk kez, ekstra boyutlar gibi tartışmalı varsayımlara başvurmadan yerçekimini kuantum mekaniğine bağlayabilecek bir teori önerdiler. Fizikçiler Mikko Partanen ve Jukka Tulkki (Aalto Üniversitesi, Finlandiya) liderliğindeki çalışma, Reports on Progress in Physics dergisinde yayınlandı.
Raporlarında, Einstein'ın genel görelilik teorisinin modern fiziğin temel taşlarından biri olmasına rağmen, kuantum fiziğinin üstün geldiği atom altı düzeydeki olayları tam olarak açıklamakta hâlâ yetersiz kaldığını savundular.
Yeni bir yaklaşım: Kuantum yerçekimi alanı
Mikko Partanen ve Jukka Tulkki'nin teorisindeki çığır açan nokta, "eğri uzay-zaman" modelinin yerine etkileşim halindeki dört kuantum alanından oluşan bir sistemin getirilmesidir.
Orada, bu alanlar Einstein'ın tanımladığı gibi uzay-zamanı bükmezler, ancak elektromanyetik alanların elektrik yükleri ve akımlarıyla etkileşimine çok benzer şekilde kütleyle etkileşime girerler.

Yeni teori, mevcut fiziksel sabitler dışında herhangi bir serbest parametre gerektirmez (Örnek görsel: Getty).
Şaşırtıcı bir şekilde, model hala genel göreliliği klasik düzeyde yeniden üretirken, aynı zamanda kuantum etkilerini matematiksel olarak tutarlı bir şekilde tanımlama olasılığını da açıyor. Sonuç olarak, teori modern fizikteki negatif olasılık veya fiziksel olmayan sonsuzluk gibi bilinmeyenlerden kaçınıyor.
Bunu başarmak için, yeni model, diğer birçok teorinin aksine, varsayımsal parçacıkların veya doğrulanmamış ayar parametrelerinin varlığını gerektirmez.
Yazarlar, teorilerinin yalnızca bilinen fiziksel sabitleri kullandığını, bunun da hata riskini en aza indirdiğini ve gelecekteki deneysel doğrulamalar için fırsatları genişlettiğini belirtiyorlar.
Başvuru potansiyel taşıyor, ancak henüz doğrulanması gerekiyor.
Büyük bir atılım olarak kabul edilse de, bu teori henüz başlangıç aşamasındadır. Özellikle, kara deliklerin doğası veya Büyük Patlama mekanizması gibi kozmolojinin temel sorunlarını henüz çözememiştir.
Daha da önemlisi, yerçekimi doğadaki en zayıf etkileşim olduğu ve kuantum etkilerinin son derece küçük olduğu için deneysel doğrulama hala bir zorluk teşkil etmektedir.
Ancak, teorinin potansiyeli muazzam. Eğer doğruysa, sadece bilim insanlarının neredeyse bir yüzyıldır peşinde olduğu yerçekimini nicelleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda doğadaki tüm kuvvetleri tek bir matematiksel modele getiren, her şeyin birleşik bir teorisinin oluşturulmasına da katkıda bulunacaktır.
Araştırmacılar, ölçüm teknolojisi ve deney ekipmanlarındaki gelişmelerle birlikte, kuantum kütleçekiminin dolaylı kanıtlarının veya ilk deneysel belirtilerinin önümüzdeki birkaç on yıl içinde ortaya çıkabileceği konusunda iyimserler.
Eğer doğrulanırsa, bu sadece yerçekimini yeniden tanımlamakla kalmayacak, aynı zamanda Einstein'ın, ne kadar büyük olursa olsun, yanılmış olabileceğini de gösterecektir.
Kaynak: https://dantri.com.vn/khoa-hoc/ly-thuyet-moi-thach-thuc-thuyet-tuong-doi-einstein-da-sai-20250527070318079.htm






Yorum (0)