Metabolik bozukluk riski yalnızca kiloyla ilgili değildir.
Okul kapılarının önünden geçerken veya okulların çevresindeki dükkanları gözlemlerken, öğrencilerin okuldan sonra kendilerini ödüllendirmek için bol malzemeli bubble tea bardakları veya gazlı meşrubat şişeleri tuttuklarını görmek zor değil. Birçok ebeveyn, çocukların enerji için biraz şeker tüketmesinin normal olduğunu düşünür. Ancak, klinik beslenme açısından bakıldığında, bu içeceklerdeki serbest şeker miktarı, henüz gelişmekte olan bir çocuğun vücudu için önemli bir metabolik yük haline gelebilir.

Sütlü çay, aşırı tatlı bir içecek olup, büyük miktarlarda tüketildiğinde sağlığa zararlı olabilir.
Beslenme uzmanlarına göre, çocuklar gazlı içeceklerden veya bubble tea'den yüksek miktarda serbest şeker tükettiklerinde kan şekeri seviyeleri hızla yükselir. Bunun sonucunda pankreas, kan şekerini düzenlemek için sürekli olarak insülin salgılamak zorunda kalır.
Bu durum uzun süre devam ederek insülin direncine yol açabilir ve iç organlarda yağ birikimini artırabilir. Daha da endişe verici olanı ise, birçok çocuk, görünüşte sağlıklı olmalarına rağmen, aslında "normal kilolu obezite" (NWO) ile karşı karşıyadır.
Bu durum, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde okul çağından itibaren dislipidemi ve tip 2 diyabet riskini artıran "sessiz katil" olarak kabul edilir.
Gazlı meşrubatlar ve kemiklerden kalsiyum "tüketme" riski.
Sıklıkla göz ardı edilen bir diğer konu ise şekerli gazlı içeceklerin çocukların kemik gelişimine etkisidir. Birçok gazlı içecek fosforik asit içerir. Bu asidi nötralize etmek ve kandaki pH seviyesini sabit tutmak için vücut, kemiklerden ve dişlerden kalsiyum çekmek zorundadır.
Bu süreç kalsiyum/fosfor oranını bozarak kemik mineralizasyonunu engeller. Sonuç olarak, çocuklar kritik büyüme döneminde en yüksek kemik kütlesine ulaşmakta zorlanırlar; bu durum boylarını etkiler ve gelecekte daha zayıf kemiklere yol açar.
Şekerli içecekler hafızayı ve konsantrasyonu etkiler.
Şeker sadece diş çürümesine neden olmakla kalmaz, aynı zamanda beyni de doğrudan etkiler. Şekerin neden olduğu kısa süreli bir coşku döneminden (Şeker Patlaması) sonra, çocuklar genellikle hızla yorgunluk ve halsizlik durumuna (Şeker Çöküşü) düşerler.
Şeker oranı yüksek bir diyet, beyindeki iltihaplanma tepkilerinin artmasıyla yakından ilişkilidir ve bu durum hafıza ve öğrenmeden sorumlu bölge olan hipokampüsü etkiler. Çocuklar sinirli olabilir, konsantre olmakta zorlanabilir ve öğrenme yeteneklerinde azalma yaşayabilirler.
Ebeveynlerin bubble tea veya gazlı içecekleri tamamen yasaklamaları gerekmiyor, ancak çocuklarının tatlı tüketimi konusunda sağlıklı alışkanlıklar geliştirmelerine yardımcı olmaları gerekiyor.
En önemli öncelik, şekerli içeceklerin yerine su veya lif takviyesi için taze meyveler tüketmektir; bu da şekerin emilimini yavaşlatmaya yardımcı olur.
Ayrıca, ebeveynler çocuklarına yiyecekleri tüketmeden önce ambalaj üzerindeki şeker içeriğini kontrol etmek için gıda etiketlerini okuma alışkanlığını öğretmelidir.
Özellikle ebeveynlerin, kendi günlük beslenme alışkanlıklarıyla çocukları için "beslenme konusunda rol model" olmaları gerekmektedir.
Doğru beslenme, çocukların fiziksel gelişimine yardımcı olmanın yanı sıra, gelecekte sağlıklı bir vücuda, keskin bir zekaya ve iyi öğrenme yeteneklerine sahip olmaları için de hayati bir temel oluşturur.
P. Huong (Sağlık ve Yaşam gazetesine göre)
Kaynak: https://yte.nghean.gov.vn/tin-chuyen-nganh/tac-hai-cua-do-ngot-doi-voi-suc-khoe-hoc-sinh-1017052








Yorum (0)