Manchester United, eski bir oyuncusunu teknik direktörlük pozisyonuna getirmeyi düşündüğünde, Ole Gunnar Solskjaer'in hayaleti hâlâ büyük bir etki yaratıyor. Bu durum özellikle Michael Carrick örneğinde belirgindi. Ancak, daha yakından incelendiğinde, bu tür bir karşılaştırma giderek daha da abartılı hale geliyor.
Bunun sebebi Solskjaer'in tamamen başarısız olması değil, onu bir zamanlar aşağı çeken unsurların Carrick ile artık mevcut olmamasıdır.
![]() |
Carrick, kalıcı baş antrenör olmaya çok yakın. Fotoğraf: Reuters. |
Solskjaer'in hataları
Öncelikle Solskjaer'in geçmişini hatırlamak gerekiyor. Onun yönetiminde Manchester United, Premier Lig'de ikinci ve üçüncü sırada yer aldı. Son iki sezonda ise takım sırasıyla sekizinci ve on beşinci sırada bitirdi.
Rakamları yan yana koyarsak, Solskjaer'i bir felaket olarak görmek açıkça haksızlık olur. Ancak adalet asıl mesele değil. Önemli olan soru, neden daha ileri gidemediğidir.
İlk faktör onun kontrolü dışındaydı. Solskjaer, Pep Guardiola ve Jurgen Klopp'un mutlak hakimiyet kurduğu bir dönemde çalıştı. Manchester City ve Liverpool sadece güçlü olmakla kalmadılar, aynı zamanda gerçekçi olmayan bir standart belirlediler.
Liverpool, 2018/19 sezonunda sadece bir maç kaybederek 97 puan topladı ve yine de ikinci sırada yer aldı. Bu, Manchester United'ın herhangi bir projesinin zirveye ulaşma şansının neredeyse hiç olmadığı bir ortam. Carrick artık böyle zorlu bir yarışla karşı karşıya değil.
İkinci faktör soyunma odasında yatıyor. Cristiano Ronaldo'nun dönüşü Solskjaer'in operasyonel çerçevesini altüst etti. Başlangıçta genç ve dinamik bir takım etrafında kurulan proje, birdenbire kendi talepleri ve ağırlığı olan dev bir yıldızın etrafında şekillenmek zorunda kaldı.
Manchester United'dan Al Nassr'a kadar, sonrasında yaşananlar Ronaldo'nun sadece bir oyuncu değil, tüm bir sistemi rayından çıkarabilecek bir değişken olduğunu gösterdi. Carrick'in bu sorunla uğraşmasına gerek kalmadı.
Dolayısıyla, Solskjaer'in daha önce başarısız olduğu gerekçesiyle Carrick'e güvenilmemesi gerektiği argümanı, tembel bir kıyaslamadır. Bu mantığı uygularsak, Manchester United'ın muhtemelen hiç kimseyi atamaması gerekirdi.
![]() |
MU, Carrick'i atama kararında tereddüt etmemeli. Fotoğraf: Reuters. |
Carrick şu an hâlâ iyi durumda.
Sir Alex Ferguson'dan sonra herkes farklı şekillerde başarısız oldu. Ancak her dönemin kendine özgü bir bağlamı var ve her teknik direktör farklı bir hikaye. Carrick'in en iyi yaptığı şey geçmişi kopyalamak değil, bugünü doğru yorumlamaktır.
O, katı bir sistem dayatmadı. Carrick pragmatizmi tercih etti, her rakibe uyum sağladı ve takım uyumunu korudu. Daha da önemlisi, genç oyunculara güvendi; bu, Manchester United'ın her zaman kimliğinin bir parçası olarak gördüğü ancak nadiren sabırla peşinden koştuğu bir şeydi.
Carrick ayrıca taktiksel stratejilere takıntılı bir teknik direktör olmayı da hedeflemiyor. Manchester United bu tür bir teknik direktörü birçok kez denedi ve sonuçlar hep aynı oldu.
Bu takımın şu anda ihtiyacı olan şey, kulübü anlayan, ne zaman hoşgörülü, ne zaman kararlı olması gerektiğini bilen iyi bir soyunma odası yöneticisi. Carrick, en azından şimdilik, bu rolü üstleniyor.
Bu nedenle, INEOS'un sağduyulu olması gerekiyor. Solskjaer takıntısının psikolojik bir engel haline gelmesine izin vermeyin. Carrick bu pozisyona aynı şartlar altında, aynı rakiplerle veya aynı soyunma odasında gelmedi. Tek benzerlik, ikisinin de Manchester United'da oynamış olması ve bu da diğer her şeyi geçersiz kılmak için bir neden olmamalı.
Carrick hakkındaki karar tek bir basit soruya dayanmalı: Manchester United'ın daha iyi, daha istikrarlı ve daha uyumlu oynamasına yardımcı olabilir mi?
Eğer cevap "Evet" olmaya devam ederse, geçmiş tereddüt etmek için bir neden olmamalıdır. Çünkü futbolda, tarihten korkmak çoğu zaman onu tekrar etmek kadar tehlikelidir.
Kaynak: https://znews.vn/carrick-dang-lam-dung-man-united-lai-so-sai-post1626374.html








Yorum (0)