Bu olay, öğretmenlerin rolü ve modern sınıflarda yapay zekanın nasıl denetlenmesi gerektiği konusunda endişeleri gündeme getirdi.
14 Kasım'da Güney Kore'deki Gyeonggo İl Eğitim Müdürlüğü, "Hi-Learning" sistemini tanıtan iki dakikalık bir video yayınladı. Bu, Korece, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler gibi derslerde öğretmenlerin öğrenci ödevlerini değerlendirmelerine yardımcı olan pilot bir yapay zeka platformudur.
Video, bir öğretmenin öğrencinin sorusuna cevap vermekte zorlandığını, yapay zekanın ise ayrıntılı ve bilgilendirici açıklamalar sunduğunu gösteriyor. Öğretmen öğrenciyi cesaretlendirici sözlerle rahatlatmaya çalıştığında, yapay zeka devreye girerek bu sözlerin "boş" ve samimiyetsiz olduğunu vurguluyor ve öğretmeni daha da şaşırtıyor.
Video, sosyal medyada anında geniş çaplı eleştirilere yol açtı. Gyeonggi Eğitim Ofisi Müdürü Yim Tae-hee özür dilemek zorunda kaldı.
Çoğunluğu Güney Koreli öğretmenlerden oluşan yüzlerce kullanıcı, videodaki sunumun mesleki itibarlarını zedelediğini savundu. Öğretmen sendikaları da videoyu kınayarak, "öğretmenlerin mesleki itibarının aşağılayıcı bir alay konusu" olduğunu belirtti ve Gyeonggi Eğitim Müdürlüğü'nden yapay zekâ destekli öğrenci değerlendirme sistemini çalıştırmayı durdurmasını talep etti.
Bu olay, yapay zekanın sınıftaki rolüne ilişkin daha derin endişeleri bir kez daha gündeme getiriyor. Birçok öğretmen, yapay zekanın entegrasyonunun yalnızca öğretim sorumluluklarını değiştirmekle kalmayıp, öğretmen-öğrenci ilişkilerini de etkilediğini düşünüyor.
Goyang'da ortaokul İngilizce öğretmeni olan Bay Kim şunları söyledi: "Günümüzde neredeyse tüm öğrenciler yapay zeka kullanıyor. Benim rolüm sadece bilgi öğretmek değil, aynı zamanda yapay zekayı güvenli ve etkili bir şekilde kullanmaları konusunda onlara rehberlik etmektir."
Güney Kore eğitim sisteminde yapay zekanın hızla yayılması, öğretmen gözetimi ve rehberliğini her zamankinden daha önemli hale getirmiştir.
Kore Yapay Zeka Eğitim Derneği Başkanı Profesör Moon Hyung-nam şu uyarıda bulundu: “Yapay zeka ‘bilgi yanılsamaları’ yaratabilir; yani içerik uydurulabilir veya çarpıtılabilir. Yapay zeka görevleri hızlı ve verimli bir şekilde tamamlasa da, yanlış bilgilendirme kaçınılmazdır. Deneyimli öğretmenlerin yapay zekayı denetlemesi ve yönlendirmesi, yalnızca insanların sağlayabileceği değerlendirmeleri yapması gerekir.”
Gyeonggi olayı, eğitimde teknolojinin uygulanması ile öğretmenlerin yeri doldurulamaz rolü arasındaki artan gerilimi yansıtıyor. Ayrıca, yapay zekayı öğretim etkinliğini artırmak için kullanmanın yanı sıra, sınıfta mesleki değerleri, empatiyi ve insani etkileşimi koruma konusunda nasıl bir denge kurulacağı hakkında da önemli soruları gündeme getiriyor.
Yapay zekâ platformları daha yaygın hale geldikçe, Güney Kore eğitim sisteminin yeni teknolojilere nasıl uyum sağlayacağı, öğretmenlik mesleğinin geleceği ve mevcut öğrenci neslinin öğrenme süreci için çok önemli bir gösterge olacaktır.
Kore Öğretmenler ve Eğitim Çalışanları Birliği'nin (KTU) kıdemli üyesi Heo Won-hee, öğretmenlerin geleneksel rolündeki dönüşümü vurgulayarak şunları söyledi: “Öğretmenin rolü artık sadece bilgi aktarmakla sınırlı değil. Öğretmenlerin öğrencilerle yeni ve anlamlı ilişkiler kurması, bağ kurması, gelişmesi ve karşılıklı anlayışı teşvik etmesi gerekiyor.”
Kaynak: https://giaoducthoidai.vn/giao-vien-han-bi-che-kem-hon-ai-post758080.html









