İnsanlar sık sık şöyle der: Yaz – güneş ışığının mevsimi, ayrılık mevsimi / Yaz – sınavların mevsimi, vedaların mevsimi. Ama bence bu okul günlerinin yazı, oysa çocukluğun yazı neşe ve mutluluğun, taze anıların, hatıralarla dolup taşan bir mevsimdir...
Yaz gelir, beraberinde parlak altın sarısı güneş ışığını getirir, manzarayı ışık ve canlılık renkleriyle boyar. Alev ağacının canlı kırmızı çiçekleri açtığında ve cırcır böcekleri patikalarda yüksek sesle öttüğünde, yazın gülümsediğini ve bizi karşıladığını anlarız. Yaz her zaman bir ilham kaynağıdır, hayat yolculuğumuza devam etmemiz için itici bir güçtür, ne kadar zor veya çetin olursa olsun, her zaman umut ve sevgi doludur. Yaz güneşi, kokulu çiçekler ve bitkiler - hepsi sonsuza dek güzel anılar, hayatın tatlı tadı olarak kalacaktır. Göz kamaştırıcı güneş ışığında her şey canlanıyor gibi görünür. Yemyeşil ağaçlar gölge yapar ve nehirler güneş ışığında parıldar. Yaz, doğanın renkli bir dokusu, canlı bir melodidir.
Yaz geldiğinde, eski bambu ağaçlarının gölgesinde oturup büyükannemizin anlattığı eski masalları dinlediğimiz o bunaltıcı yaz öğleden sonralarını hatırlarız. Bu hikayeler bizi, sayısız tatlı anla huzur içinde geçen çocukluğumuzun anılarına geri götürür. Sığınacak yer arayan cırcır böceklerinin görüntüsü, ani bir yağmur yağdığında kurbağaların ve kara kurbağalarının vıraklaması; kırsal kesim çocuklarının zihinlerine kazınmış çocukluk uçurtmaları… hepsi çocukluğumuzun vazgeçilmez bir parçası olarak derinden yerleşmiştir.
Yazı her düşündüğümde kalbim tatlı anılarla doluyor. Yaz aynı zamanda mahalledeki arkadaşlarımla yağmurda yıkanarak geçirdiğimiz öğleden sonraların da mevsimi. İlk sağanak yağdığında, toprak kokusu arkadaşlarımın neşeli kahkahalarıyla karışıyordu. O tasasız, masum anlar artık sadece uzak anılar, ama zihnimde hâlâ canlılar.
Yaz mevsimi aynı zamanda çok eşsiz ve özel bir koku da getiriyor. Yazın geç öğleden sonralarında, küçük mutfaklardan mavimsi duman yükselmeye başladığında, sık sık pencerenin kenarına oturup duman sütunlarının gökyüzüne yükselişini izlerim. Dumanın kokusu, pişmekte olan yemeklerin aromasıyla karışarak, sadece yazın kalpte bu kadar güçlü duygular uyandırabilen kendine özgü bir koku yaratır. Bu, bir araya gelmenin, sıcak ve mutlu aile yemeklerinin kokusudur.
Yaz sadece parlak güneş ışığı ve yemyeşil yapraklara yapışan yağmur damlalarının zamanı değil. Aynı zamanda kendine özgü kokuların, kalbime kazınmış tatlı anıların ve umut dolu masum hayallerin de zamanı. Benim için yaz sadece yılın bir parçası değil, hayatın vazgeçilmez bir dönemi. Anılarla, sevgi dolu anlarla ve hayatım boyunca daima değer vereceğim ve kıymetini bileceğim saf hayallerle dolu bir zaman.
Yazlarım da köyün setinde uçurtma uçurarak geçen öğleden sonralarla doluydu; günlük hayatın huzur ve dinginlikle akıp gittiği anlardı bunlar. O zamanlar uçurtmalar bugünkü gibi gelişmiş teknolojinin ürünleri değildi; sadece atılmış defterlerden yapılmış, çocukluğun küçük hayallerini taşıyan sevimli küçük uzay gemileriydi. Yaz geldi, bizi uçsuz bucaksız nilüfer tarlalarının pembe tonlarıyla, açan nilüfer çiçeklerinin arasından kıvrılan yollarla karşıladı. Manzara, aniden yağan bir öğleden sonra yağmurundan sonra berrak mavi gökyüzüne boyanmış narin gökkuşağı renkleriyle, yaşam ve umutla dolu büyülü bir tablo gibi güzel bir doğa resmiydi.
Yaz, neşe ve unutulmaz anlar getirerek bizi çağırıyor. Kalbinizi açın, güzelliği kucaklayın ve yazın tadını kendi tarzınızda çıkarın. Tüm ihtişamı ve sıcaklığıyla yaz, yaşam yolculuğunun vazgeçilmez bir parçası, sevgi ve taşan mutluluk mevsimidir.
[reklam_2]
Kaynak: http://baolamdong.vn/van-hoa-nghe-thuat/tan-van/202406/xon-xao-ha-ve-68a3231/






Yorum (0)