Eski çağlardan beri atalarımız, istikrarlı bir yaşam alanına sahip olmayı "geçimini sağlamanın", yani kariyer geliştirmenin ve hayatını istikrara kavuşturmanın ön koşulu olarak görmüşlerdir. Modern toplumda, hızlı kentleşme, büyük nüfusların büyük şehirlerde yoğunlaşması ve konut talebinin sürekli artmasıyla bu anlam daha da derinleşmiştir.

Günümüzde birçok genç için, özellikle büyük şehirlerde yaşayan orta gelirli çalışanlar için, iş ve günlük yaşam için elverişli bir konumda konforlu bir eve sahip olmak neredeyse "ömür boyu sürecek bir hayal" haline geldi. Ancak, konut fiyatlarının nüfusun büyük çoğunluğunun gelirini çok aşan bir oranda artmaya devam etmesiyle bu hayal giderek daha da uzaklaşıyor.

Hanoi ve Ho Chi Minh Şehrinde metrekare başına yüz milyonlarca dong'a mal olan uygun fiyatlı daireler bulunuyor. Birçok bölgede, arsa fiyatları sadece birkaç yıl içinde kat kat arttı. Bu arada, işçilerin ücretleri çok yavaş artıyor, bu da gelir ve konut fiyatları arasındaki uçurumun genişlemesine neden oluyor.

bds cau giay vietnamnet 1191.jpg
Hanoi'nin Cau Giay bölgesi, yukarıdan görünüm. Fotoğraf: Hoang Ha

Bu artık sadece emlak piyasasıyla ilgili bir hikaye değil, ciddiye alınması gereken büyük bir sosyo -ekonomik sorun haline geldi. Çünkü çalışanların büyük çoğunluğu konuta erişemezse, bunun sonuçları sadece yaşamlarında zorluklara yol açmakla kalmayacak, aynı zamanda sosyal yapıyı, insan kaynaklarının kalitesini ve ülkenin sürdürülebilir kalkınmasını da etkileyecektir.

Yüksek konut fiyatlarının başlıca nedenlerinden biri, mülk sahibi olmanın güvenli ve karlı bir varlık olduğu düşüncesidir.

Diğer yatırım kanallarının istikrarsızlığını koruduğu bir ortamda, gayrimenkul genellikle "değer saklama aracı", başarı ölçütü ve uzun vadeli finansal güvenliğin garantisi olarak görülmektedir. Bu düşünce yapısı, evlerin sadece yaşamak için değil, aynı zamanda yatırım ve varlık biriktirme amacıyla da satın alınmasına yönelik talebin artmasına yol açmıştır. Birçok insan birden fazla ev ve arsa sahibi olmasına rağmen bunları kullanmamakta, sadece fiyatların yükselmesini bekleyip kâr elde etmek için yeniden satmaktadır. Bu durum, gayrimenkul fiyatlarını gerçek değerlerinin ve ortalama bir kişinin karşılayabileceği seviyelerin çok ötesine taşıyan spekülatif bir döngü yaratmaktadır.

Bu gerçek, Genel Sekreter ve Cumhurbaşkanı To Lam tarafından özellikle vurgulanmış ve "konutların spekülatif bir varlık haline gelmesini önleme" gerekliliği öne sürülmüştür. Bu bakış açısı, mevcut konut sorununun sadece ekonomik bir mesele olmadığını, aynı zamanda sosyal eşitlik ve ulusun kalkınma yönelimiyle de ilgili olduğunu göstermektedir.