'Şarkı söyleme, bağır. Puccini duyacak kadar yüksek sesle bağır. Çirkin, kambur yaşlı Onassis duyacak kadar yüksek sesle bağır.'
Angelina Jolie, filmde baş karakter Maria rolünde muhteşem bir performans sergiledi - Fotoğraf: IMDb
Pablo Larraín'in biyografik filmi Maria'da, bir müzik işbirlikçisi opera şarkıcısı Maria Callas'a, son yıllarında sahneye geri dönme arzusunu dile getirdiğini söyler.
Angelina Jolie'nin Maria rolündeki yüzü gölgelerde saklı, gözleri ise derinden çukurlaşmış durumda.
Maria kendi kayıtlarını asla dinlemez.
Larraín'in Prenses Diana tasvirinde, Diana'nın kasvetli kalede ayakta durduğu, yüzünü ışıktan çevirdiği ve çukurlaşmış gözlerini gölgelerin sardığı bir sahne de yer almaktadır.
Daha da öncesinde, Jackie Kennedy'nin eve döndüğünde, kocasının kan lekeli kıyafetlerini çıkarıp John F. Kennedy'nin cenaze töreni düzenlemelerini düşünürkenki çökmüş gözlerini de yeniden canlandırmıştı.
Larraín'in üçlemesi, zarif ve güvensiz kadınların zihinlerindeki o yasak bölgeye dalıyor; bu kadınların ışıltılı, görkemli dış görünüşleri onları daha büyük acılara ve daha az kaçış yoluna sürüklüyor.
Filmde sık sık, sanki milyonlarca kez gezdikleri zihinlerinin içinde volta atıyorlarmış gibi, konutun içinde volta attıkları sahneler yer alıyor. Pablo Larraín'in Maria'sı her zaman kendi içinde yaşıyor: dairesi onun kalesi, müziği, anıları, halüsinasyonları.
Maria Callas Yunan kökenliydi. Yunanlar ölüm hakkında çok düşünürler. Sokrates ile başlayan Yunan felsefesi de "felsefe ölüme hazırlıktır" inancıyla yola çıkmıştı.
Ölümle karşı karşıya kalan insanlar, çökmekte olan hayatları için genellikle bir destek sistemi ararlar. Maria kendi kayıtlarını hiç dinlemedi, çünkü onlar çok mükemmeldi ve müzik mükemmel olmamalıydı.
Ama son günlerinde, o kusursuz kayıtları dinlemek için açtı. Ölümünden yüz yıl sonra bile yaşayacak olan, yokluğunun bıraktığı boşluğu sonsuza dek dolduracak olan bu kayıtlar sayesinde, belki de herkesten daha çok, hayranlarının gözünde ölümsüz olmasının, o zaman dilimlerinin korunmuş olmasından kaynaklandığını anlamıştı.
Angelina Jolie, "Maria" filmi için yapılan bir fotoğraf çekimi sırasında - Fotoğraf: Reuters
Görünüşe göre, günümüzde çoğu dinleyicinin gözünde gerçek Maria Callas'ı temsil eden şey, zamansız ve muhteşem kayıtlar olurken, eskiden olduğu gibi o yüksek notalara ulaşamayan gerçek Maria Callas, eski halinin sadece bir gölgesi olarak kalmıştır.
Ama opera onu kendi elleriyle öldürdü.
Kendi kusursuz geçmişine direnmek, yaşamak demektir; hayatın tek temeli budur. Maria, sahneye geri dönmek istemesinin tek nedeni, yıllarca ona bakmış olan, opera hakkında hiçbir şey bilmeyen ve nasıl şarkı söylerse söylesin onu her zaman öveceğini bildiği aşçının övgüleridir.
Artık kusursuz olmadığı için şarkı söylemeyi bıraktı; şimdi ise artık kusursuz olmadığını bildiği için şarkı söylüyor. Doktor, şarkı söylerse öleceğini söylese bile şarkı söylemekte ısrar ediyor. Paris'in ortasındaki dairesinde tek başına şarkı söylerken, aşağıdan geçenlerin tesadüfen duyup yukarıya, ünlü şarkıcının dairesine bakmaları sahnesi, bir kalabalığın aniden Meryem Ana'nın göründüğünü görmesi imgesini çağrıştırıyor.
Hiç kimse o kusurlu şarkıyı kaydedemez; o sadece bir an için var olur. Ama tam da bu geçiciliği ve kusurluluğu içinde, ölüm onu alt etmeden önce hayat güzelliğine karşı zafer kazanır.
Maria filminin başında, Maria Callas'ın bir sedyeye yaklaştığını ve Verdi'nin Ave Maria'sını söylediğini görüyoruz. Bu, Schubert'in bildiğimiz Ave Maria'sından farklı bir Ave Maria.
Maria filmi yüksek puan almasa da, Angelina Jolie'nin performansı birçok eleştirmen üzerinde güçlü bir izlenim bıraktı - Fotoğraf: IMDb
Verdi'nin müziği, Shakespeare'in Otello operasından alınmıştır ve sadık eş Desdemona'nın kendisi gibi acı çekenler için dua ettiği, ancak buna rağmen kocası Otello tarafından öldürüldüğü sahneyi tasvir etmektedir.
Bu sahnede Maria'nın aslında kendi için bir ağıt söylediği daha sonra ortaya çıkacak.
Sağlığının giderek kötüleştiğini ve müziğin onun ölüm fermanı olacağını bilmesine rağmen, Paris'teki dairesinde tek başına şarkı söyleyerek öldü. Operayı o kadar çok seviyordu ki, onu hayatı, tek ebedi evliliği olarak görüyordu; yine de opera onun hayatına son verdi.
Bu bir trajedi miydi? Belki de. Ama Maria'nın hayatının elinden alınmasından başka bir şey istemesini hayal etmek zor.
Filmin tamamı Maria'nın kendi imajı üzerine kuruludur; kameraman ve konuşmacı Mandrax'ın onu takip edip onunla konuşması ise bir yanılsama, her gün aldığı sakinleştirici/hipnotik ilacın kişileştirilmiş halidir.
[reklam_2]
Kaynak: https://tuoitre.vn/maria-va-ao-thi-cua-mot-danh-ca-20241222090200932.htm






Yorum (0)