Böylece, ülke tarihinde ilk kez bir öğrenci nesli sadece kitaplarla değil, yapay zekâyla da büyüyecek. Bu sadece teknolojik bir değişim değil, medeniyette bir dönüm noktasıdır.
Geçmişte bir ulusun gücü önce topraklarında, sonra makinelerinde ve nihayetinde teknolojisinde yatıyordu. Bugün ise güç, zekâda ve yapay zekâya hakim olma yeteneğinde yatıyor. Yapay zekâya hakim olmadan, sadece kullanıcıyız. Sadece kullanırsak, bağımlı oluruz. Ve bağımlı olursak, geride kalırız. Ama ona hakim olursak, hızımızı koruyabiliriz. Ve yenilik yapmaya cesaret edersek, öncülük edebiliriz.
Yapay Zeka Yasası ve eğitim sektörünün yönlendirilmesi sadece fırsatlar yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda sağlanması gereken gereklilikleri de ortaya koyuyor.
Öncelikle, öğrencilere yapay zekayı sadece kullanmayı değil, anlamayı da öğretmeliyiz. Öğrenciler sadece yapay zekaya soru sormayı ve cevap almayı bilmekle kalmamalı, yapay zekanın ne olduğunu, nasıl çalıştığını, nerede doğru nerede yanlış olabileceğini ve ne zaman insanların nihai karar verici olması gerektiğini de öğrenmelidirler. Yapay zekayı sadece kullanmayı bilen ancak anlamayan öğrenciler bağımlı bir nesil haline gelecektir. Ancak özünü anladıklarında ona gerçekten hakim olabilirler.
İkinci olarak, yapay zekayı eğitime entegre ederken öğrencilerin verilerini ve gizliliğini korumak çok önemlidir. Bir öğrencinin sorduğu her sorunun veri haline gelebileceğini ve her veri parçasının daha büyük sistemlerin bir parçası olabileceğini anlamak çok önemlidir. Bu nedenle, okullar meşru platformların kullanımını sağlamalıdır. Öğrencilerin kişisel bilgileri korunmalı ve farkında olmadan veri kaynağı haline gelmeleri önlenmelidir. Sonuç olarak, yasalar sadece teknolojiyi değil, insanları da korumalıdır.
Üçüncüsü, öğretmenler öğrencilere ders vermeden önce eğitilmelidir. Öğretmenler yapay zekânın dışında kalırsa yapay zekâ eğitimi mümkün olmaz. Öğretmenlerin mühendis olmaları gerekmez, ancak öğrencilere yapay zekâyı ne zaman kullanacaklarını ve ne zaman kullanmayacaklarını gösteren rehberler olmalıdırlar. Bu çağda, öğretmenin rolü azalmak yerine, her zamankinden daha önemli hale geliyor.
Dördüncüsü, yapay zekayı eğitime entegre edin, ancak onu bir yedek değil, yalnızca bir yardımcı olarak görün. Yapay zeka bir paragraf yazmaya yardımcı olabilir, ancak gerçek düşünceleri yazıya dökme deneyiminin yerini alamaz. Yapay zeka bir çözüm sunabilir, ancak insanların çözümleri kendileri keşfetmesinin verdiği mutluluğun yerini alamaz. Öğretmenler, öğrencilere yapay zekanın zekalarını geliştirmek için kullanılması gerektiğini, onu felç etmek için kullanılmaması gerektiğini öğretmelidir.
Beşinci olarak, tüm öğrencilere eşit fırsatlar sağlanmalıdır. Yapay zekâ yalnızca şehirlerle sınırlı kalırsa, bölgesel eşitsizlikler artacaktır. Ancak doğru şekilde uygulandığında, yapay zekâ en iyi bilgiyi tüm bölgelere ulaştırabilir.
Yapay zekanın okullara entegre edilmesi, eğitim kalitesinin artık coğrafi sınırlarla kısıtlanmaması anlamına gelir ve aynı zamanda günümüz neslinin sadece teknolojiyi kullanmakla kalmayıp, teknoloji yaratmasına, dünyaya ayak uydurmasına ve dünyaya katkıda bulunmasına da zemin hazırlar.
Kaynak: https://thanhnien.vn/day-de-hoc-sinh-hieu-ai-185260223223905567.htm







Yorum (0)