![]() |
| Finlandiya'nın başkenti Helsinki'nin hemen altında bulunan 'yeraltı şehrindeki' bir buz hokeyi sahası. (Kaynak: ABC) |
Modern Diplomasi dergisine göre, bu sistem, büyük ölçekli konut ve ticari binaların yer altı sığınaklarına sahip olmasını gerektiren, on yıllardır sürdürülen ulusal bir politikanın sonucudur. Bu politika, Finlandiya'nın tarihsel güvenlik endişelerinin yanı sıra Rusya'ya olan coğrafi yakınlığını da yansıtmaktadır.
Helsinki'nin altındaki 'yeraltı şehri'
Finlandiya şu anda dünyanın en büyük sivil savunma sistemlerinden birine sahip olup, Helsinki gibi şehirlerde on binlerce yeraltı sığınağı bulunmaktadır. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı, yaklaşık 6.000 kişiyi barındırabilen ve yerin 25 metre altında bulunan Merihaka sığınağıdır.
Finlandiya'nın yeraltı şehir modelinin benzersiz özelliği, "çift amaçlı" tasarımıdır. Bu sığınaklar terk edilmiş sığınaklar değil, günlük olarak spor salonları, spor alanları, oyun alanları veya toplum merkezleri olarak kullanılmaktadır. Acil bir durumda, 72 saat içinde sığınağa dönüştürülebilirler.
Birçok Batı ülkesinin aksine, Finlandiya sivil savunmayı geçici bir çözüm olarak değil, kentsel planlamanın normal bir parçası olarak görüyor. Yönetmeliğe göre, belirli bir büyüklüğü aşan binalarda bomba sığınakları bulunması zorunludur ve maliyet doğrudan inşaat projesine dahil edilir. Sonuç olarak, Finlandiya'da şu anda ülke genelinde 50.000'den fazla bomba sığınağı bulunmaktadır.
Bu yaklaşım daha geniş bir stratejik mantığı yansıtmaktadır: savunma yetenekleri yalnızca orduda değil, aynı zamanda kentsel tasarımda ve krizler sırasında sivil yaşamı sürdürme becerisinde de yatmaktadır.
Küresel talep artıyor.
İnsansız hava araçları (İHA'lar), uzun menzilli füzeler ve sivil altyapıya yönelik saldırıların giderek daha fazla yer aldığı modern savaş bağlamında, Finlandiya'nın sığınak modeli ve teknolojisi birçok ülkenin büyük ilgisini çekiyor.
Ukrayna, Polonya ve çeşitli Körfez ülkelerinden araştırma ekipleri, uluslararası kuruluşlar ve altyapı planlamacılarıyla birlikte bu modeli incelemek üzere Helsinki'ye geldi.
Sürekli füze ve insansız hava aracı saldırılarına maruz kalan Ukrayna için Finlandiya modeli, sivil hayatı savaş zamanı savunmasıyla bütünleştirmenin pratik bir örneği olarak görülüyor. Bu arada Polonya da, on yıllarca süren ihmalin ardından sivil savunma sistemini yeniden inşa etme çalışmalarını hızlandırıyor.
Ancak bu süreç aynı zamanda büyük bir sorunu da ortaya koyuyor: Sıkı barınma standartları güvenliği artırırken aynı zamanda inşaat maliyetlerini de yükseltiyor ve bu da gayrimenkul geliştiricilerinin direncine yol açıyor. Bu durum, Finlandiya modelini tekrarlamak isteyen birçok ülkenin karşılaşacağı bir zorluk olarak görülüyor.
Güvenlik düşüncesinde büyük bir değişim.
Finlandiya'nın sığınak modeline olan artan ilgi, ülkelerin güvenlik konularına bakış açısında yaşanan köklü bir değişimi yansıtıyor.
Sivil savunma artık "Soğuk Savaş mirası" olarak görülmüyor, füze savaşları, insansız hava araçları ve kritik altyapılara yönelik saldırılar çağında ulusal direncin temel bir bileşeni haline geliyor.
Ancak bu, modern şehir planlamasının, barış zamanında bile, daha militarist bir hale geldiği anlamına da geliyor. Şehirler giderek, sivil yaşamın doğrudan tehditler karşısında bile işlevini sürdürebileceği, bölgeden tahliye gerektirmeyeceği varsayımıyla tasarlanıyor.
Analistler, bu eğilimin devam etmesi halinde üç büyük değişikliğin meydana gelebileceğine inanıyor.
Öncelikle, yer altı altyapısı, özellikle Avrupa, Orta Doğu ve yüksek jeopolitik risklerle karşı karşıya olan bölgelerde yeni bir stratejik inşaat sektörü haline gelecektir.
İkinci olarak, birçok ülkede inşaat planlamasında sivil savunma standartlarının gönüllü tavsiyelerden kademeli olarak zorunlu gerekliliklere dönüşmesi muhtemeldir.
Üçüncüsü, entegre direnç altyapısına sahip ülkeler ile benzer şekilde hazırlıklı olmayan ülkeler arasında yeni bir uçurum ortaya çıkabilir. En üst gruptaki ülkeler krizler sırasında sosyal ve ekonomik istikrarı daha iyi koruyabilecekken, diğer grup çatışma veya istikrarsızlık durumunda daha büyük kayıplar riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Uzun vadede, Finlandiya modeli ulusal güvenlik kavramının genişlediğini göstermektedir: güç artık yalnızca askeri yetenekle değil, modern savaş bağlamında yer altında bile sivil yaşamı sürdürme yeteneğiyle de ölçülmektedir.
Kaynak: https://baoquocte.vn/bi-an-duoi-long-dat-thu-do-helsinki-chien-luoc-phuc-hoi-quoc-gia-cua-phan-lan-398193.html








Yorum (0)